Özgürlük Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!

bicanhocamakaleeee

Dün, Freedom House 2016 yılı Dünya Özgürlük Endeksi’ni açıkladı. Maalesef, Türkiye’nin özgürlük cephesinde herhangi bir iyileşme söz konusu değil. Özgürlükler alanında değişimin yönünü gösteren ok aşağıya doğru! Tıpkı geçen yıl olduğu gibi, Türkiye bu yıl da Endeks’in iki bileşeninden “siyasal haklar” alanında 3 puan, “sivil özgürlükler” alanında 4 puan ve ortalamada 3,5 puan almış. Bu puanla ülkemiz genel özgürlük kategorisinde “kısmen-özgür” ülke statüsünde.

Freedom House’un verilerine göre, Türkiye basın özgürlüğü alanında “özgür olmayan” ülkeler kategorisinde. Yakın gelecekte de bu kategoriden kurtulması oldukça güç gözüküyor. Başbakan Davutoğlu’nun, “basın özgürlüğü kırmızı çizgimizdir” söylemine rağmen, Türkiye en fazla basın mensubunun tutuklu olduğu ülkeler arasında bulunuyor.

Peki, bu noktaya nasıl gelindi? Son bir yılda olanları hatırlayalım. 2015 yılı içerisinde Koza-İpek Grubu’na ait Bugün ve Millet gazetelerine kayyum atanarak, bağımsızlıklarına son verildi ve ertesi gün Hükümet medyası haline getirildiler. Hürriyet Gazetesi, 7 Haziran seçimleri sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi listesinden milletvekili olan Abdurrahim Boynukalın’ın başını çektiği bir grubun taşlı, sopalı baskınına uğradı. Ahmet Hakan, Boynukalın’ın sosyal medyaya düşen “Ahmet Hakan’ı zamanında dövmemekle hata ettik” sözlerinin ve Hükümete yakın bir köşe yazarı tarafından açıkça tehdit edilmesinin ardından saldırıya uğradı. Can Dündar ve Erdem Gül, MİT Tırları ile ilgili haberlerinden dolayı tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne kondular. Bugün ajanslara düşen son bilgiye göre de, Dündar ve Gül müebbet hapis istemiyle yargılanacaklar.

Aklımıza bir çırpıda gelen bu olaylar bile Türkiye’nin basın özgürlüğü alanında neden “özgür olmayan” ülkeler kategorisinde olduğunu anlamamıza yetiyor. Son birkaç yıl içerisinde basın özgürlüğü alanında yaşanan gerilemenin çok detaylı bir resmini Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek ve Doç. Dr. Başak Yavcan’ın Özgürlük Araştırmaları Derneği için hazırladıkları Türkiye’de Basın Özgürlüğü raporunda bulabilirsiniz.
Freedom House’un hazırladığı endeksin iki bileşeninden birisi olan “sivil özgürlükler” alanında 2016 yılına da hiç iyi başlamadık. Bu bileşenin temel alanlarından birisi olan “ifade özgürlüğü” ciddi anlamda daralıyor. İfade özgürlüğünün kısıtlanmasının son somut örneğini “Barış için Akademisyenler İnisiyatifi”nin yayınladığı, doğruluğu tartışılabilecek olan bildiri karşısında kamu otoritesinin sergilediği hoşgörüsüzlükte gördük. Bu bildiriyi imzalayan pek çok akademisyen hakkında soruşturma açıldı, bazılarının görevlerine son verildi. Bu hoşgörüsüzlük dünya kamuoyunda da yankı buldu.

Yine özgürlüklerin temel teminatlarından olan adil yargılanma hakkı bahsinde ülkemiz kötü bir performans sergilemekte. Dün Ergenekon ve Balyoz davalarında düşülen hatalara bugün de “Paralel Devlet Yapılanması” davasında düşülmekte. Uzun tutukluluk hali, bir cezalandırma aracına dönüşmüş durumda.

Nihayet, terörle mücadele sürecinde yaşanan sivil can kayıpları, taşınır-taşınmaz mülkiyetin tahribatı ve uzun süreli sokağa çıkma yasakları bireylerin hayat, mülkiyet ve özgürlüklerine yönelik ciddi ihlaller olarak karşımızda durmaktadır.
Uzun lafın kısası, değerli okurlarım, bu yıl da özgürlüklerimizi savunmak için vatandaşlar olarak çok çalışmalıyız. Clarence Darrow’un dediği gibi “kendi özgürlüğünü ancak başkasının özgürlüğünü savunarak koruyabilirsin. Ancak ben özgürsem sen de özgür olabilirsin.”