“Bir koalisyon hükümeti bozulmadı”

kurtulmushdp

Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş seçim hükümetinde yer alan HDP’li bakanların istifalarını değerlendirdi. Kurtulmuş “Bugün Türkiye’de bir koalisyon hükümeti bozulmuş değildir. Ak Parti, HDP ile koalisyon kurmadı.” dedi. Kurtulmuş ayrıca bakanların yerine iki bağımsız ismin geçeceğini ifade etti.

Kurtulmuş, toplantıda Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacıların durumunun değerlendirildiğini belirterek “Geldiler ve giderler diye düşünülen kitlenin, büyük bir kısmının burada kalması mukadder olarak görünüyor” dedi. Mültecilerin yoğunlukta olduğu illerin belediyelerinin destekleneceğini ifade eden Kurtulmuş “Suriyeli sığınmacıların iş yapma kapasitesi olanların da topluma kazandırılması için çalışmalarımız var” dedi.

Numan Kurtulmuş’un açıklamalarından satır başkları şöyle:

Toplantıda ele aldığımız konulardan bir tanesi de Seçim güvenliğinin sağlanması. İçişleri Bakanımız detaylı bir sunum yaptı. Görüşülen tedbirlerle sorunsuz bir seçimi geride bırakacak.

Huzur ve bayram içerisinde bir seçim gerçekleşeceğine inanıyoruz.63. seçim hükümetinde AB bakanı ve Kalkınma Bakanı olarak görev yapan iki bakan istifa etmişlerdir. Toplantının başında istifayı Başbakanımıza ilettiler. Bugün Türkiye’de bir koalisyon hükümeti bozulmuş değildir.

AK Parti HDP ile koalisyon kurmadı. Bu seçim hükümetinde yer almayı kabul eden bu iki eski bakan kendi iradeleriyle görevi kabul ettiler, bugün de kendi kararlarıyla istifa ettiler. Sanki bir hükümet bozulmuş yada dağılmış gibi bir düşünceye girmeye gerek yok. Başbakanımız en kısa süre içerisinde iki bağımsız adayı bu bakanlıklara görevlendirecek.

Öyle görünüyor ki basın açıklamasında ortaya konanların hiç birisi içeride konuşulmamıştı. Basın açıklamasını bir yerlerden gelen talimatla yaptıkları anlaşılıyor. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız hakkında ortaya koymuş oldukları fikirlerin hiçbirini kabul etmek mümkün değil.  Bu sözlerin tamamını yakışıksız, eleştiri dozunun üstünde bulduğumuzu ifade ediyoruz ve şiddetle kınıyoruz, reddediyoruz.  Benim bakan olarak sorumluluğum ve hakkım neyse, Sayın Ali Haydar ve Müslüm Bey’in de sorumlulukları aynıydı. Herhangi bir yerde yasak kararı varsa, bu karara nasıl ben uymak zorundaysam bu arkadaşlarımız da uymak zorundalar. Görev yapmalarına mani olunduğu eleştirilerinin doğru olmadığını ifade etmek isterim.

Bu isimleri benim paylaşmam doğru olmaz. Sayın başbakanımız, cumhurbaşkanımızla paylaşacak. Daha sonra en kısa zamanda kamuoyuyla paylaşılacak. Zannediyorum önümüzdeki saatlerde bu iki bakan arkadaşımızın yerine iki yeni bakan atanarak, hükümet yoluna devam edecektir.

Anayasamızın 78’nci maddesine göre seçimi güvenli şeffaf şekilde yapmak, öncesi sonrasıyla ilgili tedbirleri almak YSK ve il ve ilçe seçim kurulundadır. Herhangi bir seçim kurulu, sandık yerlerinin tespitiyle ilgili sorumluluk sahibidir. Cizre ve başka yerlerde talepler geldikçe, bu kararlara itiraz olursa YSK’nın kararları nihaidir. YSK eğer sandıkların yeniden tespitiyle ilgili kararı kesinleştirirse, sandıklar şu mahallede değil de bu mahallede kurulacaktır, bunların sorumluluğu YSK ve ilgili seçim kurullarının vazifesidir.

Terör örgütü, 1 Kasım seçimlerini Türkiye’yi karıştırmak için bir fırsat olarak görüyor. Seçim güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri alıyoruz.

Mesela Kilis, Gaziantep, Urfa gibi bu illerimizin belediye hizmetlerinde karşılaştığı yüklerin hafifletilmesi için gerekli tedbirleri alacağız. 300 bin 250 bin gibi yüksek oranda sığınmacının bulunduğu illerimiz var. Hükümet olarak ilave destekler sunacağız. Çok üst düzeyde sağlık hizmetleri veriliyor. Suriyeli sığınmacıların iş yapma kapasitesi olanların da topluma kazandırılması için çalışmalarımız var.

Geldiler ve giderler diye düşünülen kitlenin, büyük bir kısmının burada kalması mukadder olarak görünüyor. Ancak şunu bir kere daha söyleyeyim. Türkiye böylesine büyük bir sığınmacı kriziyle karşı karşıyayken, son Akdeniz’deki görüntüler ortaya çıkana kadar, Avrupa’dan çıt çıkmıyordu. Ne yazık ki Türkiye’nin bu çığlığına gerekli şekilde paydaş olmuyorlardı. Ümit ederim ki, maalesef kötü görüntüler ortaya çıktı.

7 bin 950 kişinin son 5 yılda Akdeniz’de boğularak öldüğünü biliyoruz. Türkiye’nin deniz kuvvetlerinin yıl içerisinde ege ve akdeniz 53 bin 980 kişidir, 54 bin kişi. Biz insani diplomasi karşısında bir suriye botunu gördüğümüz zaman hemen o insanları kurtarmaya çalışıyor. Ama maalesef başka ülkelerden bu hassasiyeti göremiyoruz. Türkiye karasularında vefat eden göçmenlerin sayısı ise 185 kişidir. Keşke onları ölmeden önce görebilseydik, kurtarabilseydik. Diktatörler iş başında olduğu sürece, dünyada gelir dağılımı adaletsizliği devam ettikçe önümüzdeki on yıllarda yeni göçmen dalgalarının olması kaçınılmazdır.

Bizler resmi rakamları açıklarken, elimizde kesinleşmiş bilgilerle hareket etmiş durumundayız. Şu kadar insan öldü, mühimmat elde edildi derken kesinleşmesini bekleriz. Takdir edersiniz kuzey ırak’taki bombalama faaliyetlerinde alınan bilgiler istihbari bilgilerdir, yani yaklaşık bilgilerdir.  Türkiye’de hükümetin isteğiyle böyle bir olay başlamış değildir. Altını üstünü çizerek söylüyorum.

Maalesef 20 Temmuz suruç katliamıyla birlikte eş zamanlı olarak terör faaliyetleri başlatıldı. Türkiye’nin dirliğine birliğine zarar verecek boyutlara geldi. Bir binbaşımız, son derece sivil ortamda seyahat ederken öldürüldü. Bir başkası tatile giderken, kızının gözü önünde öldürüldü. Bir başkası bankadan para çekerken öldürüldü. Bu terör örgütünün, bir iç savaşa sürüklemeye karar aldığını gösteren olaylardır. Burada hükümet yada devlet, hadi biz çatışmasızlık ortamını bitirelim, canımız sıkıldı diyerek yeni bir safhaya geçmiş değildir. Milleti hedef alan, kırılmayı parçalanması, iç savaşa gitmesini esas alan bir terörist faaliyerler süreci başlatılmıştır. Buna dünyada hiçbir ülke kayıtsız kalamaz.

Biz bu ülkede insanların barış içerisinde kıyamete kadar yaşamalarını istiyoruz. Terör örgütünün ve bir takım hain çetelerin ortak amacı, türkü kürde, kürdü türke düşman etmektir. Hiçbir şekilde bu oyuna düşmeden nasıl 1100 senedir aynı toprağın çocukların, aynı ümmetin fertleri olarak yaşadıysak kıyamete kadar yaşayacağız. Burada ortaya çıkan durum kalıcı bir durum değildir.
Bu çerçevede 1 Kasım seçimleri de önemli bir dönüm noktası.

kaynak: Habertürk