Brezilya’nın yolsuzlukla imtihanı

Adsız
Daha adımımız atar atmaz, Brezilyanın yolsuzlukla çalkalandığına tanık olduk.
Havalimanındaki gazete standındaki bir derginin kapağı bana çok tanıdık geldi.
Anlamını sorunca, bir önceki başkan Lula ve en yakın adamlarının yolsuzluk iddiaları ile ilgili olduğunu öğrendim. Dergi “Şüpheli para” özel sayı olarak çıkmış. Konuyu tüm detayları ile ele almış.

Lula şimdi muhalefette. Brezilya yargısının önünde müthiş bir hukuk mücadelesi veriyor.
Yargıya güveniyor. “Yakında her şey anlaşılacak” diyormuş.
Profesör arkadaşım Lula’ya inandığını söyledi. “Dürüst bir lider. Kısa sürede Brezilya için çok önemli projeler gerçekleştirdi. 40 yeni üniversite kurdu”.
“peki, bu iddiaların kaynağı ve sebebi nedir” diye sorduğumda aldığım cevap bir bilim insanın yakışacak türdendi:

“Yolsuzluk küresel bir olgu olmuş. Lula da kendisini bu ağın içerisinde buldu. Ondan önce de vardı ve hala da var. Sanırım yolsuzlukla mücadele konusunda yeterince başarılı olamadı. Yolsuzluğu yapan ve siyasileri kendilerine bağımlı hale getiren ulusal ve çok uluslu büyük şirketler”.
Arkadaşım solcu bir jargonla “kendi çıkarları için her şeyi yapabilen sermaye esas sorumlu” diye devam etti.
Sermayenin gücü ve etkisinin farkında olan arkadaşım “dürüst siyasiler büyük şirketler ve bunların dizginlenmesi zor çıkar ve talepleri konusunda çok dikkatli olmaları kendi menfaatleri için elzemdir.”

Bunun diğer bir örneği ise mevcut efsanevi lider Dilma Rousseff.
Brezilya’nın ilk kadın Başkanı da olan Dilma eski bir solcu militan.
Kaderin garip cilvesi de burada.
Tüm yolsuzluklara son vermek, istihdam oluşturmak, gelir eşitsizliğini asgariye indirmek; engin-fakir arasındaki uçurumu doldurmak için gelen Dilma yolsuzluk suçlanıyor.

Özellikle kamuya ait enerji şirketi Petrobras’ta yaşanan yolsuzluk skandalına hükümet yetkililerinin adının da bulaşmış olmasına Brezilyalılar çok tepkili.

TVde bir canlı yayında izlediğim Başkanın iyice bunaldığına tanık oldum. Konuyla ilgili soruları cevaplarken, başkan kısa bir baygınlık geçirdi. Yayına da ara verildi.

Dilma hükümetini yolsuzlukla ve ekonomik durgunluğa neden olmakla suçlayan yüz binlerce gösterici kısa süre önce Başkan Dilma Rousseff’i istifaya çağırmış.

Hükümet karşıtı protestolara katılımın yoğun olması ülke çapında artan memnuniyetsizliğin açık ve net bir göstergesi.

Halkın umudu tükenmiş. Yapılan anketlerde Cumhurbaşkanı Rousseff’e kamuoyu desteğinin ilk kez tek haneli sayılara gerilemiş.
Rio emniyetine göre ellerinde “Dilma İstifa” yazılı pankartlarla ünlü Copacabana plajına gelen göstericilerin sayısı 137 bini bulmuş.
Sao Paulo’da da benzer protesto gösterileri düzenlenmiş.
Bozulan ekonomi, artan işsizlik ve dahası ayyukaya çıkan yolsuzluklar Brezilyalıların canına tak demiş.
Zira Brezilya son 25 yılda görülen en derin ekonomik durgunluğu yaşıyor.
Dilma göreve geldiğinde bu yana Dolar iki kat değer kazanmış.
Tüm bunlar Arap Baharını “Mübarek İstifa” sloganlarını hatırlatıyor.
G20 için Antalya’ya gelmek için son hazırlıklarını yapan Başkan Dilma’nın başı fena halde ağrıyor.
Solcu ve halkçı Başkan Dilma, yolsuzlukların, işsizliğin ve diğer sorunların sorumluluğunu ve halka verdiği sözleri hatırlayarak bunalmış vaziyette.
Umarım Antalya’da dinlenme imkânı bulur.
Birkaç günlüğüne bu sorunları unutur.
Başkan Dilma’yı izlerken ve onunla ilgili söylenenleri dinlerken kendi kendime bir kez daha “liderlik zor sanat” dedim.