“Fidan’a üzüldüm, bu durumlara düşmemeliydi”

aydar

Eski DEP Milletvekili ve PKK’nın Avrupa’daki en önemli isimlerinden Zübeyir Aydar, Hakan Fidan’ın vekillik sürecini yorumladı. Aydar, Fidan için, “Kendisini tanıyorum, üzüldüm, bu duruma düşmemeliydi.” yorumunda bulundu.

Hürriyet’e konuşan Aydar’ın açıklamalarından satırbaşları şunlar:

Hakan Fidan’ı tanıyorum. Eğer istifa etmeseydi şu anda farklı bir titri olacaktı, aday olup devam etseydi farklı olacaktı. Ama önce istifa et, müracaat yap, sonra birisi diklenince istifanı al, yerine dön. Hakan Fidan, bundan yara aldı. Düne kadar Hakan Fidan, hükümet içindeki bakanlardan daha etkili ve yetkili bir konum sahibi, Cumhurbaşkanı üzerinde etkisi olan bir insan olarak bilinirken bugün bir memurdur. Ya başlamayacaktı yahut da çıktığı yolu tamamlayacaktı. Kendisine üzüldüm, bu duruma düşmemeliydi. Yetenekli bir insan, iradesini de yetenekleri doğrultusunda kullanmalıydı.

Harekette farkı başlar yok, farklı görevlerde bulunanlar var. Ama disiplin olarak herkes genelde bir bütündür. Hem Başkan Apo hem Kandil hem bütün yönetim bir bütündür. HDP Türkiye’de siyaset yapan legal bir partidir, kendi kurulları var. Selahattin Demirtaş da bunun parçası, öyle kendi başına hareket eden biri değil, kendi kurullarıyla birlikte hareket eden biridir. Partisini en ileri yere taşımaya çalışıyor, kendisini destekliyoruz. AKP, şu anda HDP’nin parti olarak seçime girmesinden rahatsız. HDP bağımsız girse bugün Diyarbakır’da 11 kişilik kontenjanın 6 tanesi için yarışacak, 5 tanesi otomatikman AKP’de veriliyor. AKP bunu istiyordu. HDP bugün 11’ine de talip, AKP bundan rahatsız. Selahattin’in Türkiye kamuoyunda belli bir imajı var; gençtir, söylemi yerindedir, beğeniliyor. Onu şüpheli hale getirip, onu çizmeye çalışıyorlar. Onun başkanlığı şu anda partiye puan kazandırıyor. O yüzden oradan saldırıyorlar.

Seçim konusunda Kürt hareketi, Selahattin Demirtaş ve temsil ettiği ekibin arkasındadır. Kürt hareketi çözüm konusunda da Başkan Apo’nun arkasındadır.

Kasım ayındaki 66 maddelik müzakere taslağı sunulduğunda, orada da bazı takvimlendirmeler yapılmıştı ama hükümet bunlara uymadı. Normalde onlar olmuş olsaydı bu aralar zaten kongre gündemde olmalıydı. Bir sürü komite ve komisyon kuracaklardı, bir hakikat ve yüzleşme komisyonu olacaktı. Parlamento her aşamada devrede olacaktı. Başkan Apo akil insanlar heyetini de başta önerirken sürecin sonuna kadar izleme ve arabuluculuk görevlerini yapacak bir heyet önermişti. Bunların hiçbirine uyulmadı.

Cumhurbaşkanı’nın geçen hafta Harp Akademileri’ndeki konuşmasına bakmak lazım. Bana öyle geliyor ki, bunun öncesi var ve askerle oturup konuştu. Partisine de çok fazla güvenmiyor. Cemaat’in ve diğer kesimlerin kendisine muhalefeti belki kendisini korkutuyor, orduyu da yanına alacak bir ittifak arayışında. Ordu Tayyip Erdoğan’ın çizgisine gelmedi, Tayyip Erdoğan ordunun çizgisine geldi. ‘Kürtler bu ülkede ne olamıyor ki’ şeklindeki sözler tamamıyla 90’lı yıllardaki eski söyleme dönüştür. Belki ‘seçim öncesinde milliyetçi oyları hedefliyor’ da denebilir ama ben esas orduyla olan ittifak arayışını görüyorum. Çözüm karşıtlarıyla ittifak bir geriye gidiştir. Hükümet nasıl bir tavır koyar bilemiyorum tabii.

Merkez Bankası olayında, Hakan Fidan olayında tecrübe şunu göstermiştir; en son Cumhurbaşkanı’nın dediği oluyor. Burada da onun dediği olacak.”