“Kimler geldi Kırmızı Kitap’tan kimler geçti”

kırmıızkitap

Kırmızı Kitap meselesi son MGK toplantısıyla tekrar gündeme geldi.

Meydan Gazetesi Ankara Temsilcisi Ömer Şahin, bugüne kadar Kırmızı Kitap’a girenleri ve çıkanları yazdı.

İşte o yazı:

“İnsanın “hey gidi günler!” ya da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sıkça kullandığı gibi harflerin üzerine basarak “Neredeennn nereye” diyesi geliyor.

Şu ‘Kırmızı Kitap’ meselesine bir bakalım…

Son bir yıla kadar meslek hayatım boyunca en fazla duyduğum eleştirilerden biridir ‘Kırmızı Kitap’ın varlığı.

Liberal ve demokrat isimlerin duruşları bellidir.

Bu konuda sesi en çok çıkan muhafazakar siyasetçilerdi. Varlığına bile tahammülleri yoktu.

Kayıtlara düşmüş ne müthiş sözler söylenmişti!

Sadece iki örnek vereceğim.

2006 yılında TBMM’nin açılışında ‘manifesto’ niteliğinde bir konuşma yapmıştı TBMM Başkanı Bülent Arınç: “Demokratik bir ülkede ‘gizli anayasa, kırmızı kitap, derin anayasa’ gibi tabirler asla kabul edilemez kavramlardır. Bu kavramlar, gizli antidemokratik bir yönetimin iktidarda olduğunu ima eder.”

Çok değil 2 yıl önce Başbakan Erdoğan AK Parti milletvekillerine ne diyordu: “Milletin üzerinde bütün sanal ve suni tehditleri kaldırdık. Onların kırmızı kitaplarını ortadan kaldırdık”
Sonuna kadar haklıydılar!

Bu sözlerin altına demokrasiye inanan hangi yurttaş imzasını atmaz.

O yüzden milletçe alkışladık!

‘Demokrasi korosu’ halinde hep bir ağızdan aynı şeyleri söyledik durduk: “Demokratik bir ülkede Anayasa’dan daha üstün bir belge olamaz… ‘Milli irade’nin temsilcilerinin hazırlamadığı, içeriği gizli olan bir belge ile ülkeye yönetmeye kalkarsanız o ülkedeki yönetimin adının ‘demokrasi’ olduğuna kimseyi inandıramazsınız.”

Sanırım 1970’li yıllardan bugüne 10’un üzerinde değişikliğe uğradı adına “Kırmızı Kitap-gizli anayasa” denilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB).

1960’lardan beri olduğu söylense de 1970’lerde varlığından haberdar olundu. Meclis gündemine ilk kez 1995 yılında Fikri Sağlar tarafından getirildi.

Kitabın içinde bol miktarda  ‘iç ve dış düşmanlar’ yazılı oluyor. Devletin izleyeceği politikanın ana hatları belirleniyor. ‘Gizli Anayasa’ denmesi iktidara gelen partiler için şablon belirlemesi.

Öyle herkese de verilmiyor. Bazı bakanlar, müsteşarlar ve kritik görevlerdeki isimlerin çekmecelerinde durduğu söyleniyor.
 
Hasan Celal Güzel, “Kırmızı kitap bakanlara verilmez, müsteşarlara verilir. Çünkü devletin asıl sahibi bürokrasidir, bakanlar değildir. Bakanlar, idare edilmesi gereken çocuklardır. Ben bakan olup da kırmızı kitaptan haberdar olana pek rastlamadım..” demişti yıllar önce.

Deniz Gezmiş de, Muhsin Yazıcıoğlu da, Necmettin Erbakan da bir dönem ‘Kırmızı Kitap’ın sakıncalı sayfalarındaydı.

‘İrtica’ kotasından bütün dini gruplar, ‘ülkücüler’,  bugünün Kürt siyasetçileri ‘iç tehdit’ olarak görüldü…

Son iki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ile bugün AK Parti’nin çekirdek kadrosunu oluşturan eski RP-FP geleneğinden gelen siyasetçiler, Milli Görüş hareketi ‘Kırmızı Kitap’ın önde gelen tehdit unsuru oldu yıllarca.

Anlayacağınız yeni ‘Kırmızı Kitap’ çoğu devletin resmi belgesinde ‘iç düşman’ damgası yemiş isimlerce güncellendi.

1’nci tehditle sirtaki oynayan Bakan!

Bir ara 1 numaralı ‘dış tehdit’ Yunanistan olarak yazılıydı Kırmızı Kitap’ta. MGK üyesi merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile mevkidaşı Papandreu karşılıklı ‘sirtaki’ oynadığı 2001 yılında Yunanistan devletin resmi belgesinde en önemli dış tehditti!
Burası Türkiye, olur böyle şeyler!

Dönemsel rüzgarlar gelip, geçiyor.

Demokrasiye inanan,hukuka bağlı yaşayan insanların enseyi karartmasına gerek yok!

Ben ülkenin geldiği nokta adına üzülenlerdenim.Demokratik kazanımlar eritiliyor. ‘Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları yeniden nüksediyor.

Hem de ‘Yeni Türkiye’ mottosuyla yola çıkan ve kazanımlarda imzası olan bir partinin iktidarında.

O insanlar ki dün ‘iç düşman’ olarak görüldüler, bugün aynı garabete imza atıyorlar.

Sözün bittiği yerdeyiz…

11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son MGSB’nde yapılan değişikliği anlatırken “Kendi vatandaşını düşman gören anlayış var mı?” diye soran gazeteci arkadaşlarımıza “Hayır, hayır! Soğuk savaş dönemi konsepti değil, modern ve demokratik, sağlam bir ülkenin anlayışı çerçevesinde yazıldı her şey” demişti.

Geldiğimiz noktayı yine Gül’ün sosyal medyada ‘fenomen’ hale gelen sözüyle özetleyelim: ”İnsan gerçekten hayret ediyor.”