Yeni Türkiye, Yeni Politika: “Milliyetçi” Erdoğan geliyor

3 hilal

Yarın önemli bir gün. 21 Mart da, yani Nevruz da verilecek mesajlar, bu mesajların ardından ortaya çıkacak tablo önümüzdeki günlere ışık tutacak.

Abdullah Öcalan‘ın yazılı mesajı Kürtçe-Türkçe olarak Diyarbakır meydanında okunacak. Kandil’in mesajı ise görüntülü olarak izletilecek.

Türkiye,iki yıl aradan sonra yeniden Öcalan’ın mektubuna kilitlenmiş durumda.

Öcalan mektubu yazdı, HDP’lilere verdi. O mektupta ne yazdığı aşağı yukarı belli. “Silahlara veda” diyecek Öcalan.

Umulan, o meydandan tüm ülkeye “bahar” havası yayılması. Artık dağlarda silah sesi yerine kuş cıvıltılarının duyulması.

Aynı gün Ankara da da Nevruz ateşi yanacak. MHP kongreyi özellikle o tarihte topluyor

“Ülkücüler” salon dışında Nevruz ateşinden atlarken Devlet Bahçeli’de ülkenin bir ateş çemberinde olduğunu, bölünme tehlikesi yaşadığını haykıracak.

Nevruz günü bütün gözler Diyarbakır ve Ankara’dan gelecek mesajlarda olacak.

“Çözüm Süreci” ve Türkiye açısından tarihi bir gün olabilir.

Bütün bu gerçekler ortada iken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın söylemlerine dikkat!

Erdoğan bir hafta dolmadan iki “ters köşe” yaptı. Yine şaşırttı; gündemi belirledi.

Sanırım şaşıran sadece kamuoyu olmadı. Hükümetin de duydukları karşısında şaşkın olduğunu tahmin etmek zor değil

Erdoğan 5 gün içerisinde bakın neler dedi!

Balıkesir’de “Kürt sorunu yoktur” dedi. Peşinden Kars da aynı görüşünü tekrarladı.

Yıllarca bu konuya odaklanan “Kürt Sorunu yüzyılın sorunudur” diyenler şaşırdı bu işe.

Erdoğan’ın  “Kürt sorunu yok, Kürdün sorunu var” noktasına gelmesinin şaşkınlığı halen sürüyor.

Şaşkınlığını üzerinden atamayanlara ikinci ‘şok’ bugün geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’ya giderken tabiri caizse ‘bombayı patlattı”.

Daha bir gün önce kurulduğu ilan edilen “izleme komitesi” ni yanlış bulduğunu açıkladı.

Ben de gazetelerden okuyorum… Haberim yok” sözleriyle önce ince bir mesaj gönderdi muhataplarına

Sonra eleştirilerini sıraladı:” Bizler o dönemde malum temsilcileri olan siyasi partiden 3 elemanı buraya gönderdik. Yine biz gönderdik. Hükümet olarak gönderdik. Bu sayının 3’ten 5’e, 7’ye çıkması veya ayrı bir grubun oraya gitmesi neyi değiştirecek ki. Birilerini tatmin için bu işler yapılmaz. Bunun dışındaki süreç kendi çerçevesi içinde kalmalıdır. Dağa bile çeşitli roman yazarları gönderildi. Ne netice alındı. Yeni romanlar mı yazdırılacak? Bunlara gerek yok, bunları doğru da bulmuyorum.

Ortada cevap bekleyen sorular var…

“Kürt Sorunu yoktur” sözü  hükümetin ve AK Parti’nin resmi görüşü haline gelmiş olabilir mi?

“İzleme Komitesi” ni uygun bulmadığını söyleyen Erdoğan’ın bu çıkışı Hakan Fidan’ın adaylığı sürecinde yaşananları akla getirdi. Yine bir yurt dışı seyahate giderken benzer ifadeler kullanmıştı.

Bir kaç gündür tartışılan bir konuda Cumhurbaşkanının nasıl haberi olmaz, anlaşılır gibi değil!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “çözüm süreci”nin mimarı olarak biliniyor ve anılıyor. “Mimar” ın haberi olmadan böyle bir tasarım nasıl yapılabiliyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hükümet arasında “çözüm süreci” konusunda görüş ayrılığı mı var yoksa?

Çözüm sürecinin fiili koordinatörü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kabine içerisinde en yakın isim olarak gösterilen Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan. Nasıl oluyor da Akdoğan’ın tasarrufundaki bir konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetelerden öğreniyor?

Erdoğan “Uygun bulmuyorum” dedikten sonra Hakan Fidan adaylıktan çekilmişti. Peki, şimdi ne olacak? “İzleme Komitesi” ne seçilen isimler görev yapabilecek mi? Kadir İnanır  mesela İmralı’ya gidebilecek mi?

Soruları daha da çoğaltabiliriz.

Bu durum bana hiç “normal” gelmiyor.

Saray ile Hükümet arasında “çözüm süreci” konusunda görüş ayrılığı var mıdır, bilemem. Yine “çözüm süreci” nin geleceği konusunda olumsuz bir beklenti olup olmadığı konusunda da emin değilim.

Benim bildiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın seçimlere doğru politik çizgisini biraz değiştireceği.

Zaten işaretlerini veriyordu . Bundan sonra daha “milliyetçi” bir Recep Tayyip Erdoğan portresiyle karşılaşacağız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 civarında ilde konuşacak seçimlere kadar. Parti ismi anmasa bile dolaylı olarak AK Parti’nin halen en büyük kozu Erdoğan.

“Başkan” olmak ve bunun için ” 400 vekil” çıkarmak isteyen Erdoğan’ın hedef kitlesinde milliyetçi seçmenler var.

Neden böyle davranacak? sorusuna gelince.

Kamuoyu anketlerinde yükselme trendinde olan iki parti var: HDP ve MHP.

HDP, CHP‘li sol- sosyalist seçmenle beraber AK Parti‘nin Kürt oylarını da alıyor. Batıda yaşayan “muhafazakar Kürt”lerden de HDP’ye kayış var.

AK Parti’nin barajı aşmaya kilitlenmiş bir HDP karşısında ekstra Kürt oyu alma şansı görülmüyor. Kamuoyu anketleri de bunu gösteriyor.

Bunun karşısında partiye oy veren “milliyetçi” kitleyi yerinde tutma ve MHP‘nin oy potansiyeline yönelmek zorunda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın da bu siyasal gerçekliğe uygun yeni bir ‘dil’ geliştireceği ve politikasını bunun üzerine ‘inşa’ edeceğini söyleyebiliriz.

Erdoğan‘ın oy hedefinde MHP, BBP ve SP tabanı var. Bu partilerin tabanıyla ‘köprü’ olacak isimler mutlaka milletvekili adayı gösterilecektir.