“Bu kürsülerde çok acemisiniz, öğreneceksiniz”

erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’in açılış konuşmasını yaptı

Erdoğan’ın konuşması sırasında zaman zaman tartışmalar yaşandı. Erdoğan MHP sıralarından gelen itiraz ve eleştirilere ” Rahatsız mı oldun? Rahatsız mı oldun? Terörün karakteri böyledir. Akrep gibi eninde sonunda sokar. Siz bu kürsülerde çok acemisiniz, öğreneceksiniz.” diyerek cevabını verdi.

Erdoğan, “Bilmediğiniz bir şey var. Kürt kardeşlerimi onlar teslim etmiyor. Bir şeyi birbirinden ayırmak lazım. Kürt sorunu ve terör sorunu ayrıdır bunu ayırt edemediniz. Mücadelemiz etnik kökenle değil terörle, terör örgütü ile teröristledir.” dedi.

TBMM Genel Kurulu’ndaki Yeni Yasama Yılı’nın açılışına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ katılmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’a gelişi sırasında ayağa kalkmayan HDP grubu, İstiklal Marşı okunduktan sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürsüye çıkarak konuşma yapacağı sırada Genel Kurul’u terk etti.

Yeni yasama yılı nedeniyle TBMM’deki törene katılmama gerekçesini açıklayan Demirtaş, “Siyasi kişilik konuşacak. Gerçekten hepimizin cumhurbaşkanı sıfatı ile bunu hak eden bir sıfat ile Genel Kurul’da konuşuyor olsaydı memnuniyetle gider kendisini dinlerdik. Bir Cumhurbaşkanına gösterilmesi gereken saygıyı da gösterirdik. Bundan hiç gocunmazdık. Hakkı olmadığı halde bir parti genel başkanı olarak genel seçim kampanyası yürüten bir siyasi de Parlamento’da açılış konuşması yapıyor diye dinleme gereği de hissetmiyorum” dedi.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları;

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışını gerçekleştiren o ilk Meclis’ten 25. döneme kadar bu aziz çatı altında vazife yapmış olan tüm vekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Bu çatı altında vazife üstlenmiş ama kendilerine kıyılmış Meclis üyelerimizi anmak istiyorum. 25. Dönem kısa sürmüş olabilir ama milli irade için anlamlı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmetle yad ediyorum. 7 Haziran seçimleri hiçbir siyasi partinin tek başına iktidarıyla son bulamadı.
Türkiye’nin sorunlarının çözümünü siyasetin dışında aramak bu ülkeye ve millete yapılacak en büyük kötülüktür. Milli irade tek ve yegane çıkış yoludur. Türkiye 1 Kasım’da demokratik kurallar çerçevesinde seçimini yapacaktır.
Terörün çirkin yüzünü sandıklarını tehdit etmesini engellemek için siyasi partilerin vicdanı ve insani bir tavır sergileyeceklerini umuyorum.
Bu aziz kürsüde edilen yeminlere uymak ahlaki vazifedir. Siyasi partiler ve kadrolar ülkeye ve millete hizmet konusunda rekabet içindedir. Şuna kimsenin itirazı olamayacağı düşüncedeyim. Milletin dışında güç odaklarına terör örgütlerine, paralel yapıya sırtını dayayanlar millete ve hukuka hesap vermekten kurtulamayacaktır.

1 Kasım seçimleri son derece önemli sınavdır. Türkiye her anlamda emin ellerdedir. Tek bir vatandaşım dahi tedirgin olmasın. Türkiye okun yaydan fırlaması gibi geri dönülmez bir atılım dönemindedir. Geçtiğimiz 13 yılda Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5 kaydetti. Türkiye ekonomisi üstesinden gelinemez şoka maruz kalmadı. Bankacılık sistemimiz dünyanın en güvenli sistemlerinden biridir. Ekonomi bürokrasisi kararlı hareket etmelidir. Türkiye ekonomisi küresel rekabetin şartlarına uygun olarak adil kapsayıcı büyüme ilkeleri ile devam edecektir.

Geçtiğimiz dönem kabul edilen iç güvenlik paketinin güvenlik birimlerinin çalışmalarda önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz 1 yıllık süreçte acı hadiseye şahit olduk. Suriye ve Irak’taki hadiseler tırmanırken ülkemize de yansıması oldu. 6-8 Ekim olaylarında 50 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Kobani’de kaçan 220 bin kişiyi biz kabul ettik. Ama o günlerde yaptığım konuşmayı çarpıttılar. Bizim için asıl olan kardeşlerimizle olan tarihi geçmişimiz, medeniyet ortaklığımız, paylaştığımız ortak değerlerimizdir. Bizim bu topraklara ve oralardaki kardeşlerimize bakışımız özellikle batı ve diğer devletlerle aynı olamaz. Kapılarımızı açtık ve açmaya devam ediyoruz. Bu ülkelerin topraklarında yaşayan kardeşlerimize de yardımlarımızı sürdürüyoruz. Kardeş sözü ağzımızdan alışkanlık olarak değil kalbimizden gelen bin yıllık arka planın duygusu olarak ortaya çıkıyor.

Avrupa birkaç yüz mültecinin kapısına dayanmasıyla paniğe kapılırken Biz milyonlarca kardeşlimizi yıllardır misafir ediyoruz. Sıkıntılar var ve olacaktır. Misafirperverliğin dünyada başka örneği yok. Misafirlerimizin durumu diğer ülkelerle kıyaslandığında çok iyi düzeydedir. Sınırlarımız dışındaki tüm kardeşlerimize karşı bu duyguları beslerken ülkemiz içinde herhangi bölgeyi, grubu dışlamamız mümkün müdür? Böyle iddiada bulunmak bölücülüktür.

Türkiye istikrarsızlık, çatışma ve kaosun arttığı bölgede güven adası olarak varlığını muhafaza ediyor. Türkiye bölge ülkelerine salt çıkar penceresinden bakmamıştır. Bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve güven ortamının hakim olması için çalışıyoruz.Ülkemize gelen misafirlerimiz için 7,5 milyar doların üzerinde harcama yaptık. Türkiye 4 yıldır 2 milyonu aşkın Suriye ve Iraklı kardeşine sahip çıkarak insanlığın onurunu kurtarmıştır. Buradan 78 milyon vatandaşımızın hep birlikte gösterdiği insani duruş için şükranlarımı sunuyorum. Sorunun kaynağına inerek önce katliamlara dur demek sonra bölgeye göre çözüm üretmek durumundayız. Türkiye sınırlarının yanı başında terörün kök salmasına izin vermeyecektir Türkiye elinden gelen çabayı gösterecektir. Ne olursa olsun terör örgütlerinin ülkemizde etkinlik kurmasına izin vermeyeceğiz. Bölgemizdeki sorunları çözüm bulunması için mücadele ederken Avrupa Birliği’ne tam üyelik için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.Bazı üye ülkelerce önümüze çıkarılan engeller nedeniyle müzakere sürecinde kayda değer ilerleme gösteremedik.

Gerek aziz kürsüde diğer diğer platformlarda hatırlatmak arzusundayım 95 yıl önce aziz meclis Türkiyenin renklerini kucaklayan anlayışla kuruşmuştur. 95 yıllık süreçte kimi dönemlerde farklı etnik kökenlere baskı yapıldığı inkar edilemez gerçektir. Biz ilk gençlik yıllarımızdan itibaren bunlara şahit olmuş kişileriz. Bu haksızlıkları yüksek sesle ifade ettiğimiz tarihi süreçte mevcuttur. Milletim beni dünyada rütbelerin en büyüğüne Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhrubaşkanlığına layık gördü. Ben yeni, büyük, güçlü Türkiye mücadelesi veriyorum. Biz Kürt kardeşlerimizde gönül dili ile konuştuk. Burada Kürt kardeşlerim var ama siz tanımıyorsunuz. Bilmediğiniz bir şey var. Kürt kardeşlerimi onlar teslim etmiyor. Bir şeyi birbirinden ayırmak lazım. Kürt sorunu ve terör sorunu ayrıdır bunu ayırt edemediniz. Kürt ayrıdır, terörist ayrıdır. Mücadelemiz etnik kökenle değil terörle, terör örgütü ile teröristledir. Terörden en büyük zararı gören Kürt kardeşlerimizdir. Eif Şimşek’i, Yasin Börü’yü katleden zihniyetin Kürt kardeşlerimle ortak noktası olamaz. Çözüm süreci 78 milyonun kardeşliği için zor süreçti, zor olduğunu biliyorduk. Silahların bırakılması gerekiyordu teşeron örgüt ne yazık ki bunu yapmadı. Silahların bırakılıp üzerine beton dökülene kadar mücadele sürecektir.

Terörden siyasi rant ummak aynı zamanda terörü desteklemektir. Teröristler her gün güvenlik güçlerimize saldırırken terörden siyasi rant beklemek terörü desteklemektir.
Terörü doğrudan veya dolaylı destekleyen tüm ülkelerin bu tavırdan vazgeçmelerini bekliyoruz.

  • ( Erdoğan MHP sırlarından gelen itiraz ve eleştirilere ) Rahatsız mı oldun? Rahatsız mı oldun? Terörün karakteri böyledir. Akrep gibi eninde sonunda sokar. Ben nereye hitap edeceğimi iyi bilirim. Siz bu kürsülerde çok acemisiniz, öğreneceksiniz.
    Teröristle mücadele önemlidir ama yeterli değildir. Asıl olan sorunun kaynağına inmektir. Bataklığı kurutmaktır.

  • (MHP sıralarından gelen “Doğu’ya gidebiliyor musunuz?” sorusu üzerine) Biz o bölgeye çok gittik, biz sürekli gidiyoruz. Siz kaç kere gittiniz? Oralarda teşkilat bile kuramadınız. Benim cumhurbaşkanı olarak gitmediğim il yok. Bin yıldır verdiğimiz mücadeleyi bugün de yarın da devam ettireğiz.

 

 

kaynak: Habertürk