“Dünya başkanlığı değil barajı ve istikrarı soruyor”

page_ali-babacan-yerel-secimler-oncesi-istifa-mi-edecek_313419266

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Washington’da, G20 Dönem Başkanı Türkiye ile ilgili kendisine yaklaşan genel seçimler nedeniyle en çok, AK Parti’nin tek başına iktidarının devam etmeyeceğinin, Türkiye’deki siyasi istikrarın ve seçim barajının sorulduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, G20 ve B20 toplantıları için bulunduğu Washington’da, yaklaşan genel seçimler nedeniyle, küresel iş dünyasının, ABD, Dünya Bankası ve IMF yetkililerinin kendisine en çok, “Ak Parti’nin tek başına iktidarının devam edip etmeyeceğini, Türkiye’nin istikrarının ne olacağını” sorduklarını söyledi. Babacan, “Ak Parti, Anayasa değişikliği yapacak kadar çoğunluk elde edebilir mi, merak ediyorlar. İkinci çok sorulan konu, seçim barajı nedeniyle sorun çıkar mı? Şu ana kadar başkanlık sistemi konusunda soru soran olmadı” dedi.

Hürriyet gazetesinden Sadi Özdemir’in haberine göre, kendisiyle ilgili sorularla da karşılaştığını anlatan Ali Babacan, “Benim durumumu herkes biliyor. 3 dönem konusu biliniyor ve aslında ilgi de çekiyor. Biz de onlara Türkiye’de hükümetimizin politikalarının kurumsal politikalar olduğunu anlatıyoruz” diye konuştu. Özellikle ekonomide süreklilik ve öngörülebilirliğin nasıl sağlanacağı konusunda endişeleri olanlara da seslenen Ali Babacan bu konuda şunları söyledi:

“Öngörülebilirlik, partimizin resmi dokümanlarıyla sağlanır. 25 dönüşüm için yüzlerce adım atılacak. TBMM’nin onayladığı bir plan var. 2023 sözleşmesi çok önemli ki bunu Sayın Başbakanımız açıklamıştı. Özgürlükçü demokrasi, iyi eğitilmiş insan kaynağı ve jeopolitik açıdan güçlü bir ülke haline gelmek için ayrıntılı bir çalışma yaptık. Girişim özgürlüğünü teminat altına alan bir ülke olmanın önemini de ayrıca vurguluyoruz. Bunlar ekonominin manifestosudur. Demokratikleşme ile ekonomik kalkınma arasında güçlü bir bağ kuruldu bu geliştirilecek. Bunlar artık Ak Parti’nin Türk milletine taahhüdüdür. Elbette kurallar doğru konulursa, kurumlar güçlü ve bağımsızsa, öngörülür bir ekonomi vardır ve o ülkeye yatırım yapılır.”

Yargı reformunun da açıklandığını hatırlatan Ali Babacan, “Bu reform paketi için de arkadaşlarımızla çok ayrıntılı çalıştık. Başbakanım da açıkladı. Yargı güvenilir bir yapıya kavuşmazsa demokrasimiz sağlıklı olamaz. Bu konudaki büyük zafiyetleri en çok da geçmişte yaşanan parti kapatmalarında ve son olarak da 17 Aralık sürecinde yaşadık. Görüldü ki operasyonlar bile yangı üzerinden yürütüldü. Türkiye’nin ileri demokrasi ve gelişmiş bir ekonomi olması, kural bazlı yönetimle olur, kurumların tek tek itibarlı ve güçlü oluşu ülke için çok önemli. Bu sürece Sayın Cumhurbaşkanımızın da önemli vurgusu var” dedi.

TL’nin dolar karşısında değer kaybının nedenlerinin sorulması üzerine Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şöyle konuştu: “Kur meselesini biz sadece kendimiz tartışıyoruz zannediyoruz ama öyle değil. Kurlar Türkiye’de konuşuluyor ama dünyada da bu konuşuluyor. Doların her şeye karşı değer kazanıyor olması küresel gündem. Amerikan merkez bankası sıkılaştırıyor, Avrupa Merkez Bankası gevşetiyor ve bu iki uygulama aynı zamanlı oluyor. Dolar da bu nedenle ekstra güçleniyor. Bu nedenle bizdeki kur hareketinin de önemli bir kısmı küresel gelişmelerin etkisiyle oluyor. Hatta ABD’liler de doların değer kazanmasından hiç memnun değiller. Çünkü değerli dolar ABD’nin ithalatını ivmelendiriyor. Hatta bu konuda bazı koruma önlemleri bile devreye girebilir.

Washington’da G20 Toplantıları kapsamında, bir İslami Finans semineri de yaptıklarını anlatan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “İslam Kalkınma Bankası, IMF ve G20 dönem başkanlığı olarak ortak yaptık. Lüksemburg Maliye Bakanı da vardı ki onlar İslami finansta merkez olmak için iddialı bir çıkış yapıyor. Malezya Merkez Bankası Başkanı da katıldı” dedi. Dünya genelindeki ‘katılım bankaları’ için merkez bankası niteliğinde bir ‘megabank’ kurma çalışması yürüttüklerini de hatırlatan Babacan şöyle devam etti: “Bunun için Cidde’de bir toplantı daha yapacağız. Bir doküman oluşturulacak ve İslam Kalkınma Bankası üyesi ülkelere soracağız. Katılmak isterlerse katılacaklar. Bu arada Lüksemburg gibi İslami Finans konusunda Londra ve Hong Kong da çok istekli. Çünkü geçen yıl bu sistemde yüzde 19 büyüme ile 2 trilyon dolarlık stok oluştu. Risk açısından da çok emniyetli. Çünkü her finans hareketi bir reel ekonomik harekete bağlı. G20’de de bu yüzden çok ilgi görüyor.