Financial Times’tan AB ve ABD’ye Erdoğan tavsiyesi!

Copies of the English edition of the Financial Times are handed out at the central station in Hamburg, Germany, 07 December 2012. After 13 years, the FTD sells its final issue. Photo: Bodo Marks

Financial Times gazetesinin bugünkü başyazısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefete baskısını eleştirirken “AB ve ABD, Erdoğan’ın muhalefeti ezmesini görmezden gelmemeli” dedi ve ekledi: “Erdoğan’ın otoriter yöntemlerine karşı ne yapacaklarına karar vermeleri lazım.“

BBC Türkçe’nin aktardığı yazıda, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının ilk 18 ayında 1845 kişiye hakaret davası açtığını anımsatılırken, AB ile Türkiye arasında varılan mülteci anlaşmasına dair ise “Ama bu, Angela Merkel ile AB’nin, Avrupa’ya göçmen akının sınırlandırılması için isteksizce Ankara’yla pazarlığa oturmasına engel olmadı” dedi ve AB ile anlaşmaya varıldığı sırada Zaman gazetesine el konduğuna dikkat çekti.

“Bu hafta, Almanya ve AB ifade özgürlüğü tutumlarından geri adım atmadı. Avrupa ve AB şimdi, demokratik değerleri açıkça hor gören ve hukukun üstünlüğü çiğneyen stratejik bir NATO müttefiki ve AB adayı ülkenin lideri Erdoğan’a verdiği tavizleri sınırlandırmaya mı başlıyor?” diye soran başyazı, Türkiye’nin Avrupa kurallarına uyma niyetinde olmadığı yorumunu yaptı.

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini okudukları için tutuklanan üç akademisyenin durumuna da işaret eden başyazı, “Akademisyenlere yöneltilen suçlamalar da, ‘Kürt terörüyle ilgili resmi tutumu’ papağan gibi tekrarlıyorlardı” dedi.

Başyazının devamı şöyle: “Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD ile çarpışma rotasında olabilir. PKK ile mücadelesi, şimdi de Ankara’da 60 milletvekili olan sol parti HDP’ye saldırmaya yönelebilir. HDP’ye karşı harekete geçmesi durumunda, Avrupalıların ve Amerikalıların Erdoğan’ın otoriter yöntemlerine karşı ne yapacaklarına karar vermeleri lazım. Bu, Kürtleri PKK’nın silahlı adamlarına doğru itecek ve iç savaş riskini bileyecektir. Cumhurbaşkanı’nın amaçlarından bazıları, HDP’nin koltuklarından bir kısmını seçimle geri kazanıp, anayasayı değiştirmek için ihtiyacı olan çoğunluğa ulaşmak ve meclis ile mahkemeler üzerinde daha fazla güç elde etmek olabilir. Erdoğan, istikrarı yalnızca kendi idaresindeki bir yönetimin sağlayabileceğini söylüyor. Kanıtlar ise aksi yönde.”