Görmezler, duymazlar, konuşmazlar: Üç maymunu açıklıyoruz!

 

3 maymun

Devlet Bahçeli, “Üç maymun!” dedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan sayıyı azalttı, “İki maymun!” dedi, Selahattin Demirtaş, biraz da hicvederek, “O üç maymundur, yine birini götürmüşler.” diye konuyu gündeme taşıdı.

Siyasetin en kalıp tabirlerinden biridir, “üç maymunu oynamak”, her kademeden ve yaş aralığından siyasetçi tarafından kullanılır. Adeta eleştiriler için icat edilmiş bir cümle gibidir.

Peki ama, “Üç maymun” tabirinin kökeni nedir?

Önce isimlerinden başlayalım:

Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru.

Bu tabirin önce Çin’de ortaya çıktığı, oradan da Japon kültürüne geçtiği rivayet edilir.

Hikayesine gelince…

Çok eski zamanlarda, bir dağda yaşayan iyi bir maymun kral varmış. Diğer dağda şeytan yaşarmış. Maymun kralın, çok yaşlı ve akıllı üç tane danışmanı varmış. Diğer dağda bulunan şeytanı gören ve işitenler taş kesilir, sonsuza kadar lanetlenirmiş. Üstelik maymun krallığı, bir sürü felaketler yaşayarak yıkılacakmış. Bu danışman yaşlı maymunlar, bir gün ormanda gezinirken şeytanla yüz yüze gelmişler. Biri görmemek için gözlerini, diğeri işitmemek için kulaklarını tıkamış. Üçüncü ise, şeytanı hem görmüş, hem duymuş bu sırdan bahsetmemek için ağzını kapamış. Taşlaşacaklarını düşünerek, bir ağacın altında beklemeye başlamışlar. İlerleyen saatlerde kralı ve halkı tehlikeye atmamak için, ellerini oradan hiç çekmemeye karar vermişler. O zamandan bu güne insanlar, gözlerini, kulaklarını ve ağızlarını kapatmışlar, insanların çıkarı için gördüklerini ve duyduklarını bir sır olarak saklamışlar.”

Üç liderin ağızlarına doladıkları üç maymunun hikayesi işte böyle…

Fabl sanatı bu günler için var.