“HDP meşru makamdır kim görüşecekse onlarla görüşsün”

Kemal-Kılıçdaroğlu

İstanbul adliyesindeki kararlarla yargıdaki kaos tartışılırken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, paralel yapı konusunda AKP’ye sert çıktı. Kılıçdaroğlu, “17-25 Aralık’ı gölgelemek isteyen iktidar, paralel yapıyı olduğundan büyük göstererek kendini aklamak istiyor. ‘Bizi aldattılar, kandırdılar’ diyorlarsa önce devlet içindeki bu yapı nedeniyle halktan özür dilesinler” dedi. Kılıçdaroğlu, çözüm sürecinin güvensizlik içinde olduğu uyarısında bulundu ve görüşmelerin meşru muhatap olarak HDP üzerinden sürmesi gerektiğini vurguladı. Bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Baştan beri söyledim. Devletin içinde paralel bir yapı olmaz. Devletin bir yapısı vardır, herkesin buna uygun hareket etmesi lazım. Devletin içinde bir yapı varsa kimler oluşturdu önce onların bir hesap vermesi lazım. Hesap verme konumunda olanlar ‘bizi aldattılar, kandırdılar’ diyorsa, o zaman geriye dönüp yaptıkları işlerden dolayı halktan özür dilemeleri, yaptıkları işi düzeltmeleri gerekiyor. Biz kanun teklifi verdik.( Derin yapıların ortaya çıkarılması için). O zaman yaptıklarında samimi değiller.

17-25 Aralık yolsuzluk sürecini gölgelemek için yapıyı büyük göstererek kendilerini aklamak istiyorlar. Varsa paralel birşey hesabını sorarsın. Bunun için de önce bu yapıya devlet içinde izin verenlere sorarsın.

Seçime kadar yeni bir olay çıkmaması, seçimden sonra da bir olay çıkmaması en büyük arzumuz. Ama güvensizlik üzerine inşa edilen bir süreç var. İki önemli ayağı vardı güvensizliğin, iktidar ve Kandil. Şimdi bir üçüncü ayak çıktı, o da Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla üç ana eksende ciddi sorunlar var. Görünen o. Ama hiçkimse bu süreci bozan taraf olarak kendisini göstermek istemiyor. Tarafların birbirine güvenmediği bir süreç var. Bu haliyle Türkiye’nin en kronik hale gelen sorunu çözülemez.

Çözüm sürecinin ana aktörü iktidardır. İktidarın bilgi vermediği bir süreçte biz nasıl çözümün bir parçası olacağız. Biz kendimiz sürecin nasıl ele alınması gerektiğini, sorunun nasıl çözülmesi gerektiğini gayet açık şekilde kamuoyuyla paylaştık. Paylaştığımız konuların tamamını kanun teklifi haline dönüştürüp parlamentoya kanun teklifi olarak verdik. Ne kadar samimi, tutarlı olduğumuzu açıkladık zaten. Ancak iktidarla İmralı arasındaki görüşmeler pazarlıklar nedir onları bilemiyoruz.

HDP var zaten görüşecekseniz HDP ile görüşün. HDP kiminle istiyorsa görüşsün. Onlar görüşür kiminle görüşürlerse ama siz meşru bir makamla muhatap olacaksanız, o makam da HDP. Türk siyasal hayatının meşru aktörlerinden birisi.

HDP barajı geçemezse sokağın karışması için bir gerekçesinin olması lazım. Yüzde 10 barajını aşamamasını gerekçe olarak gösterirse doğru değil.

AKP’nin 330’u aşma ihtimali olduğunu sanmıyorum. HDP geçemezse bile 330’u aşma şansı yok.

Çözüm sürecinde samimi olanların sürecin birinci ve hemen çözülmesi gereken maddesinin yüzde 10 barajı olduğunu söylemeleri gerekir. Eğer siz, Kürt siyasal hareketini parlamentoda görmek isterseniz, yüzde 10 barajını kaldırmanız gerekir. Bunu da bir ön koşul olarak masaya koyabilirlerdi. AKP dışındaki tüm partiler seçim barajının indirilmesini istiyor. O zaman bütün partilerin üzerinde mutabakat sağladığı bir konuyu neden HDP ‘getirin çözelim’ demiyor. Kaldı ki biz anayasa değişikliğine de ‘evet’ dedik, olmadı.

Demokrasinin yerleşmesi ve kökleşmesinin nedeni bazı kurumların kendi kültürlerinin olmasıdır. MİT de öyle. Biz bu kurumları yok ettik. En tipik örneği Merkez Bankası’dır.

Doğrudan Merkez Bankası’nın araçlarına müdahale ettik. AKP’nin ‘herşeyi ben bilirim ben yaparım ve devletin bütün kurumları siyasal iktidara hizmet etmelidir’ anlayışı demokrasiye darbe vuruyor. Eğer gücün varsa ayrılırsın Cumhurbaşkanlığından gidip Merkez Bankası başkanı olursun, yaparsın, yönetirsin orayı. AKP ilk kez devletle siyasal iktidarı aynı olarak düşünmeye başladı.

(Kaynak: Cumhuriyet)