Türkiye’nin Çipras’ı kim?

çipp

 

SOSYALİZM DEVRİMLE, FAŞİZM SANDIKLA GELİR *

Sedat BOZKURT

 

Dünya solu, içinde yeterli miktarda muhafazakar barındırsa da, 68’lerin ünlü sloganı gibi “değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir” görüşünü benimser.

O nedenle, değişen niteliklerine karşı, kapitalizm ve emperyalizm karşısında her zaman tepeden tırnağa sola iman eden inançlı keskin bir kitleyi karşısında hep bulmuştur.

Solun beslendiği temel fikirler üzerinden bunu konuşacak olursak, örneğin her temel tartışmada liberallerin reddettikleri Marksizm, bir sonraki tartışmada tüketilmeden, hatta yeniden üretilmiş olarak karşılarına çıkar.  Son

dünya ekonomik krizinde Amerikalı liberal ekonomistler ile ülkenin ekonomik yönetiminin, krizi tanımlamak ve bundan çıkmak için tozlu raflardan Marksizm’i ve onun ekonomi politiğini indirerek cümleler kurmaları dikkat

çekiciydi.

Yani sağ, sol kalmadı ideolojiler öldü tezlerini dile getirenlerin biraz daha dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatmasıydı bu ilk satırlar. Hala dünyada gelir dağılımında bütün zenginliklerin yüzde 80’ini nüfusun yüzde 20’si alıyorsa,

geri kalan yüzde 20’yi paylaşmak zorunda kalan nüfusun 80’ine her şeyin normal olduğunu anlatmak çok ama çok  zor olmalıdır.

Ciddi bir ekonomik kriz sonrasında Yunanistan’da sol iktidara geldi. Türkiye’de de büyük bir ekonomik kriz sonrasında AK Parti iktidara gelmişti.  İşte iki ülke arasındaki fark burada başlıyor. Darbelere muhatap  olmuş iki ülke,

birisi demokrasi adının doğduğu yer, diğeri her dönem demokrasi adının boğulduğu yer.

Yunanistan seçimlerinin ortaya koyduğu en önemli gerçek, insanların dertlerini çözecek bir siyasal alternatif olarak, üzerine bu kadar abanılmış olmasına karşın sol tercihin var olduğudur. Kızgınlıkların, nefret ve öfkenin

yöneldiği ırkçı, aşırı sağcı partilerin yerine bilimin, ahlakın bir alternatif olabileceğinin somut sonucu bu aynı zamanda.  Avrupa’da sol partilere oy veren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, seçim dönemlerinde organize olarak

Türkiye’ye gelip aşırı sağcı partilere oy vermesi gibi değil yani. Kendileri için Avrupa’da istedikleri demokrasi standardını, gelir dağılımındaki adaleti, sosyal devleti kendi ülkesinde yaşayanlara çok görme kolaycılığı değil. Neye

ihtiyaç duyduğunu bilerek onu talep etme tercihi gibi Yunanistan seçimleri.

Çipraz’ın genel sekreterliğini yaptığı Avrupa Sol Birliği’nin Türkiye’deki üyesi ÖDP. ÖDP eş Genel Başkanı Alper Taş (kendisi İmam Hatipli bir devrimcidir) ile Çipraz uzun zamandır hem

arkadaş, hem yoldaş hem de eylemdaştır.

Syriza, bir sol koalisyon ve en önemli birleşeninin genel başkanı Çipraz. Türkiye’de de sol adına benzer girişimlerde bulunuldu.

ÖDP’nin ilk çıkış noktası buydu. Olmadı. Birleşik Haziran Hareketi de bu modeli örnek aldı. Çok yaygınlaşamadı. Çünkü, Türkiye sol hareketi tarihi birleşmeler değil bölünmeler tarihidir.

Syrıza’nın Türkiye’deki iz düşümü, model ve düşünce anlamında Birleşik Haziran Hareketi’dir. O nedenle Avrupa’da da beraberlerdir. HDP ile ilgisi yoktur, HDP, Sosyalist Enternasyonal Üyesidir.

Kaldı ki kimlik üzerinden yapılan siyasetteki en önemli faaliyeti devlet ile rehin alınmış bir önderlik üzerinden pazarlık yaparak bundan bir siyasi sistem elde etmeye çalışmak, sosyalist solda tanımlanabilir bir yöntem değildir.

Bu niteliğiyle HDP, Syriza üzerinden ancak kendisini solda tanımlarken, bu başarıyı bu politik kimliği ile inşa edebileceğini iddia edebilir.

Sol ısrarcıdır. Tarihi deneyimlerinden çıkardığı tezlerle, tezlerini aynı düşünsel temel üzerinde yenileme yeteneğine sahiptir. Çok zor koşullarda Yunanistan’da, üzerine tüm ekonomik varlığı ile toptam Avrupa sağının çullanacağı

bir dönemde Syriza’nın işinin hiç kolay olmayacağını da söylemek lazım. İktidara gelmek belki başarının romantik kısmı, şimdi gerçekler var sol siyasetin önünde. Solun, bir kez daha, bu kez Syriza üzerinden, “revizyonist/ sosyal

emperyalist/ Sosyal faşist/ oportünist “ içeren cümleler kurmayacağı bir dönem olur belki bu dönem…

*Not: Başlık sosyalizmin bir tezidir. Bu da değişebilir diye bu başlığı attım. Hatta değişmesini istediğim için attım. Çünkü değişmeyen tek şey değişimdir