“AK Parti ANAP’laşabilir”

omerşahin

AK Parti 2. Olağanüstü Kongresi bugün yapılıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevini bırakmasından sonra genel başkanlığa aday olan Binali Yıldırım yeni başbakan olacak. AK Parti’deki  bu değişim AK Parti’nin geleceği ile ilgili çeşitli soru işaretleri doğuruyor. Meydan Gazetesi Ankara Temsilcisi Ömer Şahin, AK Parti’de geleceğin neler getirebileceğini yazdı. Şahin, Binali Yıldırım’la beraber AK Parti’de ANAP’laşma sürecinin başlayabileceğini yazdı.

İşte Ömer Şahin’in yazısı:

Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’ndan sonra AK Parti’nin 3’ncü genel başkanı Binali Yıldırım oluyor.

Binali Bey’de selefleri gibi yarışsız kongrede ‘tek liste, tek aday’ yöntemiyle partinin başına gelecek.

Yıldırım ile birlikte içerisinden 12 genel başkan yardımcısının da belirleneceği 50 kişilik MKYK seçilecek.

Davutoğlu önce parti liderliğini devredecek sonra da Başbakanlık’tan istifa edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün akşam görevi jet hızıyla Yıldırım’a verecek.

Bugünün özeti bu…

Parti, Meclis yönetiminin şekillenmesi ve yeni hükümetin kuruluş prosedürleri nerden baksanız iki haftayı bulur.

Yine de Binali Yıldırım dönemi fiili olarak Pazartesi başlıyor.

Mücahitler out müteahhitler in

Yeni dönemde bazı paradigma değişimleri olacağını düşünüyorum.

Dış politika ve ekonomide kadro ve politika revizyonu olacağı çok açık.

Söylemden eyleme yansıması beklenen değişimi şöyle özetleyebiliriz aslında:

Davutoğlu’nun Bosna’dan Gazze’ye, Arakan’a tüm islam dünyasına “selam olsun” mesajları anı olarak kalacak.

O “maziperest“ söylem yerini ulaşım, iletişim, inşaat gibi ‘mega yatırım’ kavramlarına bırakacak. “Mücahit”ruhun yerine de “Müteahhit/müteşebbis’ grup ön plana çıkacak.

‘Merkez Sağ’a dümen mi kıracak?

“Adalet” konusunda sicili parlak olmayan AK Parti’nin elinde ‘Kalkınma” kaldı.

Belki de Binali Yıldırım tercihi dümeni “merkez sağ” a kırma arayışıdır?

Kendisini ‘muhafazakar demokrat “ olarak tanımlamış olsa da AK Parti’nin 2011 sonrası kendini konumlandırdığı yer ‘Siyasal İslam’ olarak algılandı.

Siyasal İslam’ın çıkmaz bir sokak olduğu; ne İslam’a ne de bunu ideoloji olarak benimseyen partilere fayda vermediği görüldü.

Tunus’un AK Parti’si olarak görülen Ennahda hareketinin efsanevi lideri Gannuşi’nin sarsıcı çıkışı bu açıdan çok önemli.

Gannuşi, “ Siyasal İslam’dan vazgeçtik artık Müslüman demokratız” diyordu.

Bu sözleri Mısır, Suriye İhvan tecrübesinden damıtılmış gerçekçi tesbitler olarak okumalıyız.

“Reis emretsin atımıza atlar akşam namazını Moskova’da kılarız” diyen Ardahan’lı “akıncı”lar bu işe bozulacak ama realite bu…

Küresel 28 Şubat reflekslerinin yaşandığı bir konjonktürde “hamaset”le yol alınamıyor.

Tapusu ‘Reis’in elinde

Sözü getireceğim yer şurası. Binali Yıldırım tercihiyle AK Parti’nin ANAP’laşma süreci başlayabilir. (1989 sonrası ANAP)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Dolmabahçe görüşmesi sonrası radikal bir değişimle “milliyetçi-muhafazakar” söylemi benimsemişti.

Binali Bey’in profili bu söylemi eyleme dönüştürmeye meyyal.

Bizde ‘merkez sağ’ sanki “Guam Çukuru” dur. Boşluğu nedense hiç dolmaz!

Bakın bütün arayışçılar işe oradan başlar. Ya da o mahalleden çıkar.

Peki bu o kadar kolay mı?

Sanmıyorum.

AK Parti’nin oy aldığı kitle heterojen olsa da yönetim kademeleri olabildiğince homojen.

“Merkez sağcı” AP, ANAP, DYP’nin hepsinde gruplar, güç odakları vardı. AK Parti’de tek eğilim olarak Erdoğan kaldı.

İmam-Hatiplilik, tarikat-cemaat uzantılı STK bağları, Akıncılık, MTTB’lilik v.b referansı olanlar dominant ve yönetim kademelerine hakimler.

Oysa bir realite olan bu odaklar seçmen pastasının büyük dilimini oluşturmuyor. Şu an partide ve bürokraside potansiyellerinin çok üzerinde temsil hakkına sahipler.

Hiçbir zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir gerçek var ki bunu devamlı hatırlatıyoruz.

AK Parti’nin tapusu da rotası da ‘Reis’in elinde.

Bir arkadaşımın benzetmesi hoşuma gitti. “Reis, rotayı çiziyor ve hep fırtınalı denizlerde yol almayı seviyor. Fırtınayı da kendi çıkarıyor. Kaptan’ın işi o rotaya uyup limana varmak.

Bu arada fırtınadan başı dönen yolcular (seçmen) ‘bizi batırmasın da hangi limana varırsa varsın’ noktasına geliyor.”

Fırtınalı denizde ‘Reis’in gemisi alabora olmadı şu ana değin.

Şimdi dümende Binali Kaptan var. Rotası çizilmiş. İstikameti Başkanlık Limanı.

“Merkez Sağ”siyasetin dingin, sükunetli profili Binali Yıldırım’ın üzerine oturuyor.

Sorun şu ki denizin durgun olması gerekiyor.

Oysa Reis fırtına çıkarmayı ve o havada yol almayı seviyor.