“CHP’nin seçim vaatleri konusundaki tutumu sorumsuzca, pervasızca”

babacan2

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CHP’nin ekonomik vaatlerini eleştirerek, “Son açıklanan paket şunu bir daha tekrar etti ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir zaman Türkiye’de iktidar olma hedefi yoktur, hayali yoktur. Eğer olsaydı böylesine sorumsuz, pervasız bir tutum ortaya koymazdı” dedi.

Babacan, New York’taki temaslarının ardından AA ve TRT’nin sorularını yanıtladı.

Babacan, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım kararının olası etkilerine ilişkin soru üzerine, ABD’de ekonominin toparlanmasıyla beraber bir faiz artış sürecine gireceğinin ilan edildiğini hatırlattı.

Ancak bu faiz artışının ne zaman ve hangi hızda gerçekleştireceğine ilişkin netlik olmadığını belirten Babacan, “Son zamanlarda doların bütün para birimlerine karşı değer kazanmış olması hatta doların her şeye karşı değer kazanmış olmasının getirdiği bazı yeni komplikasyonlar var ve bundan da çok hoşnut olmadıklarını biz anlıyoruz” dedi.

Faiz artırımı kararının gelişmekte olan ülkeler üzerinde az ya da çok etkileri olabileceğini ifade eden Babacan, “Biz Türkiye olarak bütçemizi belirli bir disiplin altında yönetiyoruz. Merkez Bankamız para politikalarını ABD Merkez Bankası’nın faiz artıracağını da dikkate alarak yönetiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin dış dalgalanmalara karşı kırılganlığını azaltmak için makro ihtiyati tedbirler aldıklarını da kaydeden Babacan, dalgalanma olması durumunda ilgili kurumların gerekli önlemleri alabilecek kapasitede olduğunu söyledi.

CHP’nin seçim vaatlerini de değerlendiren Babacan, açıklanan kalemlerin maliyetinin nasıl karşılanacağının ortaya konması gerektiğini söyledi.

AK Parti iktidarları döneminde bütçe açığını düşürdüklerini, büyüme ve istihdamı sağladıklarını hatırlatan Babacan, şöyle konuştu:

Şimdi böyle bir harcamayı açıklayan bir muhalefet partisinin mutlaka kaynakları da ortaya koyması lazım. ‘Bunun kaynağı nereden nasıl olabilir’ diye 13 yıldır iktidarda olan partinin ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak şöyle ben konuya baktığımda; bir, ne kadar harcama getiriyorsanız o kadar tekrar vergi getirmek zorunda kalırsınız. İki, o kadar ilave borçlanmak zorunda kalırsınız. Üç, para basmak durumunda olursunuz. Dört, nihayetinde IMF’den kredi kullanmaya mecbur duruma düşersiniz.

Bunlar muhalefet partilerinin daha önce yapmadığı işler değil. Şöyle CHP zihniyetinin evveliyatına bir bakın, diğer muhalefet partilerinin bir geçmişine bakın, bunların hepsi yapılmıştır. Yani Türkiye’nin artan harcamalarına karşılık vergi salmalar yapılmıştır bizden önceki dönemlerde. Borçlandırılmıştır Türkiye. Milli gelirinin yüzde 74’ü bir borçla teslim aldık biz, şu anda milli gelirin yüzde 33’ü kadar borcumuz var.


Muhalefetin seçim için söylediği maddelerin Türkiye’yi adım adım eski noktaya götürecek politikalar olduğunu dile getiren Babacan, “Ha ‘şu kadar harcayacağız’ diyorlar, ‘bu kadar para dağıtacağız’ diyorlar, eğer kaynağını söylemiyorlarsa bunun tek sebebi, iktidar olma ihtimallerinin ve hayallerinin aslında hiçbir zaman gerçekçi olmadığıdır. İktidar olma ısrarında, iktidar olma iddiasında olan bir muhalefet partisinin ekonomik konulara ciddi yaklaşması lazım. Gerçekçi yaklaşması lazım” dedi.

Açıklanan programın bir bütün halde ortaya konulması gerektiğini ifade eden Babacan, “Son açıklanan paket şunu bir daha tekrar etti ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir zaman Türkiye’de iktidar olma hedefi yoktur, hayali yoktur. Eğer olsaydı böylesine sorumsuz, pervasız bir tutum ortaya koymazdı” diye konuştu.

Babacan, ekonomi yönetiminde olası değişiklik konusundaki endişelere ilişkin soru üzerine de sürdürülen politikaların AK Parti iktidarının politikaları olduğunu ve şahıslara bağlı bulunmadığını söyledi.

Seçim beyannamesine konulan taahhütlerin AK Parti’yi bağlayacağını vurgulayan Babacan, “Seçimlerden sonra oluşacak ekonomi yönetimi nasıl bir kompozisyona sahip olursa olsun o yönetimin uygulayacağı politikalar bugün açıklanmıştır” dedi.

Kurumların güçlü ve itibarlı olduğu bir ülkede, kurallara saygı duyulan, kuralların gerçekten uygulandığı ya da uygulamaların bir yerde yazılı olduğu ülkelerde zaten ekonomik istikrar da sağlanır” diye konuşan Babacan, “Zaten sistem kişilere çok bağlıysa ona ne ileri demokrasi demek mümkün ne de gelişmiş bir ekonomi demek mümkün” ifadelerini kullandı.